Bilim Adamları, Zekânın Babadan değil, Anneden Geçtiğini Buldu

Bu makale, bazı babaları öfkelendirilebilir, ancak yeni bir genetik çalışmaya göre muhtemelen zekâ ile ilgili genetik kodlarımızı, kadın X kromozomundan alıyoruz.

X kromozomu, bin gen içeriyor ve bunların büyük bir çoğunluğu algı üzerinde bir etkisi var. Çoğu doktor şimdiye kadar ebeveynlerin çocuğun zekâsına eşit katkıda bulunduğuna inanıyordu ancak  bu araştırmanın doğruluğu kanıtlanınca pek çok güncel tartışmaya da beraberinde getirdi.

Çoğu araştırma, genetiğin son derece karmaşık ve zorlayıcı bir araştırma alanı olduğunu göstermektedir. Bu konuda güçlü bir anlaşmazlığa rağmen, bu çalışmalara objektif bir perspektiften yaklaşmak en iyisidir. Bu nedenle, X ve Y kromozomlarının nasıl çalıştığıyla ilgili birkaç önemli olgu sunmak yararlı olacaktır. Bir kromozom, ipliğe benzer bir oluşum olup, nükleik asitler ve protein içerir. Genetik bilgiyi depolar ve aktarırlar. Her insanın vücudundaki her hücrede bir çift kromozom vardır. Kadınların iki X kromozomu vardır, erkekler bir X ve bir Y kromozomuna sahiptir.

Kural olarak, insanlar gibi cinsiyete özgü genlerin genetik özelliği, spesifik seçime bağlı olarak aktive edilir veya devre dışı bırakılır ve daha sonra genetik özellikler etkilenir. Aktive edilen genlerin, genetik gelişim üzerinde etkisi olur. Fakat aktive edilmemiş genlerin etkisi olmaz. Yani tek bir özellik anneden geçerse, babadan geçmez. Babadan geçerse, anneden geçmez. Bu cinsiyete özgü genlerin yapısı, zekâ araştırmasının temelini oluşturmaktadır. Kadınların bilişsel kabiliyetleri etkilemesi muhtemel; çünkü kadınlar iki X kromozomuna sahipken erkekler sadece bir tane taşıyor.

Burada cinsiyete özgü genler söz konusu oluyor. Zekâ, doğrudan anneden gelen oldukça cinsiyete özgü bir gen olarak düşünülür. Bilim adamları, bu teoriyi bir çalışma yoluyla test etmek için genetiği değiştirilmiş fareler kullandı. Çoğunlukla dişi genetik kromozomlar uygulanan embriyonik test deneklerinin, daha küçük bir bedene sahip olurken, uygunsuz bir şekilde daha büyük bir kafatası ve beyin geliştirdiklerini bulmuşlardır. Daha büyük miktarda babalık genetik materyali uygulanan fareler daha büyük bir vücut geliştirdiler, daha küçük bir kafatası ve beyin geliştirdiler. Kısaca, Anne geni ile doğan farelerin kafaları büyük, baba geni ile doğan farelerin vücutları büyük oldu. Buradan kafa ile ilgili genetik kodların anneden geçtiği anlaşıldı.

Buna ek olarak, araştırmacılar, beynin sadece anne veya baba genlerini içeren altı alanını belirlemek gibi önemli gözlemler yaptılar.

Annelerin çocuğun zekasına asimetrik olarak büyük bir etkisi olduğu teorisi yeni bir teori değildir. 1984’te Cambridge Üniversitesi hem beyin gelişimini hem de genomik şartlandırmayı inceledi. Cambridge bilim insanları nihayetinde annelik genetiğinin beyin merkezlerine daha fazla malzeme sağladığı sonucuna vardılar. Bu güne benzer keşifler yapılmaktadır. Özellikle bilgilendirici bir çalışmada, İskoçya’daki bir devlet kurumundaki araştırmacılar, 14 ila 22 yaşları arasındaki bir grup 12.686 kişiyi izlediler. Her yıl, araştırmacılar Deneklerle röportaj yaptı ve eğitim ve etnik kökenlerini göz önüne alarak zekâlarının nasıl geliştiğini izledi. Kategorik olarak, bir annenin zekâsının yüksek zekânın en iyi göstergesi olduğu sonucuna varmışlardır.

Kesin olarak kanıtlanmış olsa da, herkes tarafından yaygın bir şekilde kabul görmeyeceği kesin. Bununla birlikte, inkâr edilemez gerçekler vardır. Anneler çocuklarının bilişsel kapasiteleri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Sadece genetik nedenlerle değil, aynı zamanda beslenme ve entelektüel gelişimde, erken çocukluk döneminde anne çocuk ilişkisinde çocuğun zekâsı ve gelişiminde en önemli faktör annedir.

Bütün göstergeler annelerimizin bize beyin gücü verdiğini gösteriyor. Teşekkürler, Anne!

OyuncakveKitap Ekibi

  • “www.psychology-spot.com/2016/03/did-you-know-that-intelligence-is.html” sitedeki yazıdan alıntılanmıştır.
Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll Up